Devrimci Parti MYK: “TARİHİN AYAK SESLERİ ÖLÜMSÜZLERE SELAM OLSUN!”

Tarih, sınıf savaşımları üzerinden yazılıyor. Tarihe yön verenler; her anımızda, her düşüncemizde, mücadelemizin parolası olarak kavga bayrağımızın en kızıl yanını oluşturuyor. Paris Komünü’nden Sovyetlere, Latin Amerika’dan Çin‘e, Thomas Müntzerlerden Şeyh Bedrettinlere bütün devrimcilerin dünyanın her yanında dolaştırdığı “Komünizm Hayaleti”, ölümsüzlerin şahsında Türkiye’de ve Ortadoğu’da hiçbir yerdeyken her yerde var olmaya devam ediyor.

Bugün içinde bulunduğumuz süreç itibariyle derin bir bunalıma girmiş olan Türkiye egemenleri; işçiler, emekçiler ve kadınlar üzerindeki sömürüyü, baskı ve tahakkümü daha da artırma yoluyla bir çıkış arıyor. Kuzey Kürdistan’da yürütmüş olduğu sömürgecilik politikalarını genişleterek halkların kanı üzerinden rahatlama çabasına giriyor. Bu çabalar; işçilere, emekçilere, kadınlara ve başta Kürt Halkı olmak üzere tüm ezilen halklara daha büyük bir yıkım öngörüyor.

Emperyalist-kapitalizm Ortadoğu’nun jeo-stratejik konumu üzerinden hareketle bölgesel bir hegemonya savaşı sürdürüyor. Emperyalist-kapitalizme doğrudan bağlı Türkiye egemenleri de “aç tavuk kendinin darı ambarında görürmüş” misali sömürgecilik alanını genişletme hülyaları kuruyor. Bu hülyanın bir sonucu olarak da Rojava-Suriye ekseninde cereyan eden paylaşım savaşına doğrudan dâhil oluyor. Böylece bir yandan Kürt halkına yönelik imha politikasını hayata geçirirken öte yandan Kuzey Kürdistan’daki sömürgecilik çabasını Rojava-Suriye ekseninde büyütmenin yollarını arıyor. Bu bağlamda başta sömürgeleştirdiği Kuzey Kürdistan ve sonrasında Rojava açısından kendisine tehdit olarak gördüğü Kürt Devrim dinamiklerini tasfiye etmeyi amaçlıyor.

Kürt Özgürlük hareketi, Ortadoğu’daki emperyalist-kapitalistlerin rekabetinde üçüncü bir seçenek olmamın reel gücünü ifade etmektedir. Bu nedenle Türkiyeli Devrimciler açısından bu mücadele içinde olmanın önemi iki açıdan çok büyüktür. Birincisi, Türkiye egemenlerinin sömürgecilik hayalleri ve var olan sömürgecilik politikaları, Türkiye’deki işçi ve emekçiler üzerinden devam eden sömürü politikalarından ayrı düşünülemez. Sömürüye ve sömürgeciliğe karşı mücadelenin birleşikliği ve Türkiye egemenlerine ait denklemin her yönden zorlanması devrimci süreç açısından hayatidir. İkincisi ise her iki denklemin de devrimci öznelerinin stratejik birlikteliği yani Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesi oluşacak kader birliğinde çözülecek olmasıdır.

İşte bugün tüm bu esaslar üzerinde Rojava’da Türkiyeli devrimcilerin gerçekleştirmiş oldukları atılım ve kopuş dinamiği yalnız Rojava değil Türkiye devriminin de en önemli noktalarından biridir. Dolayısıyla bu uğurda ölümsüzleşenler yalnızca anılarını değil aynı zamanda devrim mücadelesinin esaslarını da bizlere devretmiştir. Bizler Birleşik Devrimci Parti olarak, atılım ve kopuş ruhuyla emperyalizme, kapitalizme ve faşizme karşı dövüşerek ölümsüzleşenleri saygı ve minnetle anıyoruz.

Bedrettin, Mahir, Aziz, Eylem, Muzaffer, Robin, Özge, Asiye, Cenk, Yusufbaş, Ulaş, İbrahim, Gökhan, Görkem, Hüseyin Cem, Barış, Yasin ve Göze yoldaşlar ve siper yoldaşları Nubar Ozanyan, Atakan Mahir, Bayram Namaz, Ayşe Deniz Karacagil, Sevda Çağdaş ve ismini sayamadığımız diğer tüm ölümsüzler, komünizmin nihai zaferi için devrim ve sosyalizm mücadelesinde yolumuzu aydınlatıyor. Ulaş Bayraktaroğlu şahsında tüm ölümsüzler, Türkiye devrimiyle taçlanacak bir mücadelenin yenilmez tohumlarını atmışlardır. Bu tohumu büyütmek ve zafere ulaştırmak boynumuzun borcudur.

Bu bağlamda; Eylem, Özge, Asiye, Göze yoldaşlar şahsında ölümsüzleşen tüm kadın yoldaşlar; erkek egemenliğine karşı mücadele verilmeden komünizmin kurulamayacağını açmış oldukları yolla sarsılmaz biçimde göstermişlerdir. Kadınların kurtuluşu için verilen mücadelede, bütün olanakların birleşik kadın mücadelesi ile birlikte seferber edildiğinde ortaya nasıl kazanımların çıkabileceğini göstermişlerdir. Bu kazanımlardan en önemlisi; sömürüye ve sömürgeciliğe karşı verilen mücadelenin, kadın kurtuluş perspektifi ile sömürücü ve sömürgeci erkek egemen devletle mücadeleyle birleşerek ve derinleşerek bütünlüklü bir zemine taşınmış olmasıdır.

Devrim ve sosyalizm adına on sekiz ateş kuşunun açtığı yolda zafere doğru yürümeye devam ediyoruz. Ölümsüzlere, ölümsüzlerin ailelerine; dünyanın her yanında sömürülen, aç bırakılan, alın teri çalınan işçilere-emekçilere; erkek-devletin şiddetine uğrayan, aşağılanan, horlanan kadınlara; dilleri, inanışları, varlıkları yok sayılan halklara ve yerküredeki bütün komünist savaşçılara sözümüzdür; zafere kadar daima!

YAŞASIN DEVRİM, YAŞASIN SOSYALİZM

TARİHİN AYAK SESLERİ ÖLÜMSÜZLERE SELAM OLSUN!

BİRLEŞİK DERVİMCİ PARTİ MERKEZİ YÜRÜTME KURULU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir