Devrimci Parti MYK: Filistin’den Rojava’ya direnen halklar kazanacak

ABD başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesine karşı tepkiler devam ediyor. Birleşik Devrimci parti MYK da ABD’nin bu hamlesine karşı çıkan ve Filistin’in direniş tarihine vurgu yapan bir açıklama yaptı.

Devrimci Parti’nin yaptığı açıklamada, 2017 senesinin hem Ekim Devrimi’nin hem de Filistin topraklarını Siyonizme emanet eden Balfour Deklarasyonu’nun yüzüncü yılı olduğu ifade edildi. AKP iktidarının dış politika stratejilerinin tutarsız olduğu belirtilen açıklamanın tam metnini  paylaşıyoruz:

Filistin’den Rojava’ya direnen halklar kazanacak

İçerisinde bulunduğumuz ve giderek sonuna yaklaştığımız sene, Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılı. İşçi sınıfı önderliğinde tüm ezilen halkların ve ulusların; emperyalist kapitalizmin prangalarını parçalayabileceğinin, özel mülkiyete dayalı olmayan bir sistem inşa edebileceğinin ve kendi iktidarına uzanan tüm saldırıları kolektif özne iradesiyle göğüsleyebileceğinin ispatı üzerinden tam bir asır geçmiş.

Bir asır da emperyalist kapitalizmin bitmek tükenmek bilmeyen, toprakları kan gölüne çeviren, gözyaşı, acı, açlık ve ölümden başka hiçbir şey vaat etmeyen projelerinin üzerinden geçmiş. 1917 yılında dünya, bir yandan işçi sınıfının muzaffer iktidarına sahne oluyorken, bir yandan da dönemin başat emperyalist gücü İngiltere’nin ünlü Balfour deklarasyonuna sahne olmuştu.

Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Balfour, kendi adını taşıyan bildirgede, Filistin topraklarını Siyonizme teslim etmişti. Osmanlı Devleti zamanında, çarpık vergi politikalarından dolayı kaderinde yoksulluktan başkaca bir şey bulunmayan Filistin halkı bu aşamadan sonra köleliğin başka bir boyutuna geçmişti. Osmanlı Devleti’nde vergi deposu olarak görülen bu topraklar, artık İngiliz emperyalizminin kontrolüne girmişti. 1948 yılında, kademeli bir iskân politikası sayesinde bölgeye yerli bir patron bulundu: İsrail Devleti

Balfour Deklarasyonun 100. Yılında Filistin’e zulüm devam ediyor

İsrail Devleti kurulduğu günden bu yana, İngiliz emperyalizmi yerini Amerikan emperyalizmine bıraktı. İsrail için ise değişen bir şey olmadı. 6 gün savaşlarından Lübnan işgaline, 1987 intifadasından 2000 intifadasına, bölgede emperyalizmin temsilcisi olma misyonu sürekli devam etti.

Filistin topraklarını Siyonizme temsil eden Balfour deklarasyonun üzerinden tam 100 yıl geçti. 7 Aralık 2017 tarihinde ABD başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve ilan ettiğini duyurdu. Filistin halkı, tarih boyunca Kudüs’ü birbirinden farklı ibadethaneleri, farklı dilleri ve kültürleriyle sahiplenmiştir. ABD emperyalizmi bu hamlesiyle, bölgedeki temsilcisi Siyonist rejimin Kudüs’ü tektipleştirmesine önayak olmaktadır.

Bugüne kadar Filistin halkı, emperyalist projeleri boşa çıkaracak birçok direniş sergilemiştir. ABD’nin Kudüs’ü başkent ilan etme girişimi de hem bölge halklarının direnişinin yumruğuna hem de o toprakların somut gerçekliğinin duvarlarına çarpacaktır.

Bölgenin yeni bukalemunu: AKP iktidarı

Ortadoğu topraklarında, uzun yıllardır emperyalizmle göbekten bağlı olmasına rağmen; üç dört aydır anti-emperyalizm soslu mesajlar vermeye heves etmiş bir aktör var. AKP iktidarı üzerinden çıkarmayı başarı saydığı Milli Görüş gömleği gibi, her ideolojiden istediği zaman kolaylıkla kurtulabileceğini düşünmektedir. AKP’nin Filistin’in yanındaymış gibi duran sözleri ve davranışları onun alt-emperyalist bir ülke olma hayalini gizleyememektedir. Bu hedefi başaramadıkça, günden güne değişen dış politika stratejileri iyice sarpa sarmaktadır.

İsrail Devleti’nin zulmünü ispatlamaya gerek yoktur, kanıtı sözün kendi içinde saklıdır. Yine kanıta gerek yok, Filistinli çocukların acılarını ve direnişlerini de kelimelere dökmek lüzumsuzdur. Tarih tüm bunlara şahittir.

Tarihin şahitlik ettiği iki olgu daha vardır. Türkiyeli devrimciler en başından beri, tüm maddi ve manevi varlıklarıyla Filistin halkının ve özgürlük mücadelesinin yanında olmuşlardır. Şimdilerde Filistin yanlısı mesajlar verirken yüzleri kızarmayan AKP iktidarı ve öncülleri ise tüm maddi ve manevi varlıklarıyla ABD ve NATO ekseninde İsrail’in destekçisi olmuşlardır.

Balfour Deklarasyonu’ndan bu yana, 100 yıldır Filistin halkının direnişi devam etmektedir. Devamcısı olduğumuz Türkiye sosyalist hareketi gibi, Filistin özgürlük mücadelesinin ve tüm Ortadoğu halklarının omuz omuza kavgasının saflarındayız.

Birleşik Devrimci Parti MYK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir