1 Eylül Dünya Barış Günü

1 Eylül 1939’da Nazi ordularının Polonya’ya girmesiyle 2. emperyalist paylaşım savaşı başladı. Emperyalistlerin dünyayı sömürgeleştirme savaşında 20 milyon insan hayatını kaybetti. 1 Eylül tarihi bu savaş sonrası dünyada “Dünya Barış Günü” olarak anılmaktadır.

Sömürü ve baskı sistemi olan kapitalizm yapısal krizler üretir. Kapitalizmin krizlerine bulduğu tek çare ise savaş ya da faşizm olmuştur. Dünyayı yakıp yıkan arkasında enkaz bırakan iki emperyalist dünya paylaşım savaşı ve yaşanan onlarca bölgesel savaş bunun kanıtıdır. Dünyada eşi benzeri görülmeyen bir vahşet olan Hitler faşizmi de, kapitalizmin en ağır krizlerinden 1929 krizine bulduğu bir çözümdü.

Kapitalizm tüm dünyada bir kez daha çok yönlü bir krizle boğuşuyor. Pandemi, sistemin kriz sarmalını hem derinleştirdi hem de halklar, kadınlar, lgbti+lar, işçiler üzerinde daha sert yönetim uygulamaları ile krizlerine aradıkları çözümün de yolunu gösterdi. Kapitalizm, tarihsel birikimiyle hareket ederek krizini aşmak için yine, -şimdilik bölgesel de olsa- savaşlara başvuruyor, askeri harcamalar tarihte görülmemiş derecede artış gösteriyor.

Kendi krizlerini aşmak için savaş çıkaran emperyalist kapitalist devletler, halkları da buna ortak edebilmek için ırkçılık ve milliyetçiği olabildiğince kışkırtıyor. Milliyetçilik ve ırkçılık içerde işçileri-emekçileri birbirine düşürürken, dışarıda ise başka ülkelerin halklarını düşman olarak gösteriyor. Aynı şekilde bugün Saray faşizminin sürekli gündemde tuttuğu “milli çıkarlar” ise AKP-MHP faşizminin kirli çıkarlarına halkları ortak etmek için ağzından düşürmediği bir yalandır. Bu çıkarlar, beşli rant çetesi, uyuşturucu ve silah ticaretini yürütme aparatları olan tecavüz çeteleri eliyle elde edilenin yanı sıra işgal edilen topraklardaki yağma ile de sağlanmakta ve korunmaktadır.

AKP-MHP faşizmi eliyle bugün Türkiye’nin yürüttüğü hiçbir işgalin, sömürgeci savaşın, Türkiye işçi-emekçileri, halklar ve kadınlarla herhangi bir “milli” ve ortak çıkarı yoktur. İşçiler, emekçiler, ezilen halklar, kadınlar için kendilerine ölüm, yıkım, kölelik anlamına gelen Saray’ın savaşlarına karşı kendi kaderleri için faşizmi, emperyalist kapitalizmi, patriyarkayı yıkacak bir mücadele tek çözüm yoludur. Emperyalist kapitalizmin savaşlarına karşı kendi çıkarları için birleşerek mücadele etmek, devrimci savaşı yükseltmek bugün yürütülen kirli savaşları bitirmenin tek koşuludur.

Kapitalist düzeni değiştirmeden istenilen “barış”, yeni yeni savaşlar demekten başka bir şey değildir. Savaşları önleyecek ve dahası ortadan kaldıracak tek güç, sınıfsal çıkarları esas alarak birleşen, işçi sınıfı ile ezilen halkların birleşik devrim mücadelesidir. 1 Eylül Barış Günü vesilesi ile hatırladığımız savaşların bugün ülkedeki Saray eliyle Kürt halkı ve emperyalizmin hizmetine soyunmak adına bölge halkları üzerinden yürütüldüğünü biliyoruz.

Türkiye’de savaş karşıtlığı demek, AKP-MHP faşizmine karşı birleşik devrim mücadelesini örgütlemek/büyütmek; Kuzey Kürdistan’da yürütülen sömürgeciliğe, Batı ve Güney Kürdistan’da yürütülen işgalciliğe karşı Kürdistan halkının özgürlüğünü savunmak demektir. Türkiye egemenlerinin işgal politikalarına sessiz kalan hiçbir barış savunusu sahici değildir. Bu anlamda en tutarlı savaş karşıtları ‘Barış’ savunucuları kapitalizme ve faşizme karşı mücadele veren işçiler, emekçiler ve ezilen halklar, kadınlardır. Biz biliyoruz ki sömürünün, sınıfların, sınırların ortadan kalktığı bir dünyada savaşlarda olmayacaktır. Bu nedenle ‘gerçek barış’ sadece sosyalizmdedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir