İşgale Karşı Ayağa Kalk

Suriye’nin kuzeyine yönelik AKP-MHP öncülüğünde, Türkiye Devleti’nin gerçekleştireceği işgal saldırısının son aşamasına gelmiş durumdayız. AKP-MHP faşist kurumsallaşmasının temel dayanağı haline gelen savaş ve işgal planları görüldüğü üzere sadece hükümetle sınırlı değil, bir bütün halinde devlet politikasıdır. 100 yıldır Kürtlere yönelik uygulanan asimilasyon, inkar ve imha siyasetinin bir sonucu olarak Kürtlerin bölgede her türlü kazanımı Türkiye egemenleri için savaş ve işgal gerekçesidir. Bugün Erdoğan’ ın sözcülüğünü yürüttüğü sömürgecilik, nüansları farklı olsa da, içeride TUSİAD’ ından, CHP’sine geniş bir konsensusla sürdürülmekte, dışarıda ise ABD, Rusya ve AB eliyle desteklenmektedir.

Erdoğan bu işgal harekatı ile sömürgeciliğin sınırlarını genişletmeye adaydır. Sınırın karşısından geldiği iddia edilen güvenlik tehditleri içi boş meşruluk yaratma söylemidir. Sınırın her iki tarafını da güvensiz hale getiren AKP iktidarı ve onun işbirlikçi ortakları IŞİD, El-Nusra, ÖSO gibi yağmacı cihatçı çetelerdir. Afrin işgali sömürgeciliğin tescilidir. Tüm dünya halkları ve Türkiye emekçileri bilmelidir ki bu operasyonla IŞİD vari çeteler yeniden güçlendirilerek Türkiye koruması altında tekrar katliamlara yönelecektir. MİT’in bilgisi dahilinde gerçekleşen Suruç’tan, 10 Ekim katliamına, İstanbul’dan, Antep saldırılarına kadar ağır bedeller ödeyen Türkiye halkları unutmasın ki bu barbar çeteleri teslim alan, diz çöktüren güçler Kuzey Suriye halkları ve Türkiye’ li devrimcilerdir. Şimdi yok edilmek istenen emperyalist kuşatma ve sömürge savaşları altında “başka bir dünya mümkün” diyen halkların özgürlük gücüdür.

AKP-MHP faşist bloğundan kurtulmak isteyen, bu taleple başta seçimler olmak üzere sokakta yan yana gelen işçi-emekçilerden, Kürtlere, Alevilerden, muhafazakar demokratlara, seküler kesimlerden, köleleşmeyi reddeden kadınlara, özgürlüklerden yana olan gençlere ve tüm kesimlere sesleniyoruz. İktidarın ve ona payanda olan muhalefet partilerinin “milli çıkar, milli birlik” çağrıları yalandır. İşgali isteyen egemenlerle hiçbir çıkarımız ortak değildir. “Milli çıkar” dedikleri bir avuç sömürgecinin, savaş tüccarının çıkarı ve zenginleşmesidir. Bu işgal hareketi başarılı olursa saray ve avanesi kanla, katliamlarla zenginleşirken, halk yoksullaşmaya devam edecektir. Bu işgale onay vermek, AKP-MHP faşizminin iktidarda kalmasına onay vermektir. Bu işgale onay vermek çürümüş ve çözülmekte olan iktidarın güçlenmesine destek vermektir. Bu işgale yaklaşım doğrudan Türkiye emekçilerinin kaderini belirleyecektir. Savaşa girmiş ve işgalden beslenen bir iktidar, SOMA işçisinin yolunu kesmeye, KHK’lıları sokak ortasında sürüklemeye, sınırın her iki tarafında kadın katliamlarına, savaş masrafı gerekçesi ile işçi emekçi maaşlarına zammı kuşa çevirmeye, savaş maliyeti gerekçesi ile elektrikten, doğalgaza, ulaşımdan, beslenmeye her şeyi zamlamaya devam edecektir. Kuzey Suriye’ye atılan her bomba, emekçilerin sofrasına ateş olarak düşecektir.

Bugün her kim olursa olsun AKP-MHP iktidarına karşıyım diyorsa, bu işgale de amasız-fakatsız karşı durmak zorundadır. Savaş başlatan hükümetler önce kendi halkını vurur. Devrimci Parti tüm Türkiye halklarını ve emekçilerini, demokrasi ve özgürlük güçlerini, devrimci-sosyalistleri iktidarın başlatacağı işgale ve savaşa karşı ayağa kalkmaya çağırıyor. Katliam sevicilerinin “bir gece ansızın gelebiliriz” tehditli işgal planları karşısında, bir gece bile kaybetmeden özgürlük planları yapmaya çağırıyor.

Devrimci Parti Merkez Yürütme Kurulu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir