Devrimci Parti’li Kadınlar: Mirabellerin Kanat Çırpışı Fırtınayı Örgütlüyor

Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adına

Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz

Paydos bundan böyle köleliğe, aylaklığa

Herkes çalışsın, bölüşülsün kardeşçe, yaşamın sundukları

İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden

Bu ekmek ve gül türküleri

Ve yineliyoruz hep bir ağızdan

“Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!”

25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyetinde Trujillo Diktatörlüğünün hüküm sürdüğü bir dönemde baskılara başkaldıran Mirabel Kardeşler (Minerva, Maria ve Patria Mirabel) diktatör askerleri tarafından tecavüze uğradıktan sonra katledildiler. Bu katliama karşı 1981 yılından bu yana kadınlar direniş göstererek,  25 Kasım’ı ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak mücadelenin, erkek-devlet şiddetine karşı dayanışmanın sembolü haline getirdiler. Bizler de Devrimci Partili Kadınlar olarak, bir kez daha Mirabel Kardeşler şahsında katledilen tüm kadınları kavgamızda yaşatacağımızın sözünü veriyor, erkek-devlete karşı direnen tüm kadınları selamlıyor ve militarize edilmiş erkekliğe karşı direnişte ısrarcı olduğumuzu vurguluyoruz. 

Erkek-Devlet şiddeti hala tüm mekanizmalarıyla örgütlü ve sistematik bir şekilde devam etmekte, yaşamlarımıza saldırmaktadır. Bu şiddet, patriarkal kapitalizmle biz kadınları ev duvarlarının içine hapsetmeye, emeğimizi ev içinde görünmez, iş yerinde ucuz kılmaya, geceleri ve sokakları yasaklamaya çalışıyor. Kadın katilleri, çocuk istismarcıları “devlet babaları” tarafından AK’lanıp korunurken; erkek şiddeti olağan ve meşru hale getirilmek isteniyor. 

Katliamcı, katliamı ve katilleri koruyan zihniyeti biliyoruz. Şiddeti meşrulaştıran zihniyeti tanıyoruz. Cenazesi 101 gün boyunca sınırda bekletilen Eylem Ataş’tan, cansız bedeni 1 hafta boyunca sokakta yatan Taybet Ana’dan, tüm çıplaklığıyla erkek-devlete meydan okuyan Ekin Wan’dan, kocası tarafından katledilen Gülay’dan, Özgecan’dan, hapishanelerdeki tutsak kadınlardan, KHK’larla ihraç edilenlerden, Flormar işçilerinden, mevsimlik tarım işçilerinden tanıyoruz. 

Tek bedende toplandık erkek-devlete karşı ve haykırıyoruz; 

KURTULUŞUMUZ ELLERİMİZDE, KADINLARIN KURTULUŞU DİRENİŞTE!

Amazonlardan cadılara; Roza’lardan Clara’lardan Ulrike’lere; İdil’lerden Cemre’lere göğün yarısını oluşturanlar olarak, göğe doğru, göğü fethetmek üzere yola çıktık.

Dünya çapında kadın eylemleri ve kadın grevleri; şiddete, çalışma yaşamının güvencesizleştirilmesine, ağırlaşan yaşam koşulları ve ucuz iş gücü olmaya karşı mücadeleyle birleşiyor. Aynı zamanda homofobi, transfobi, ırkçı göç politikalarının reddedildiği, ırkçılığa, emperyalizme, işgale, faşizme, patriyarkal kapitalizme karşı çıkan bir zeminde mücadele eden kadınlar, kadın elleriyle direnişi örüyor.

Sınırları aşan dayanışmamızla, kadınların birleşik mücadelesini zafere ulaştıracağımızın sözünü veriyoruz. Bu var olma kavgasında “Vardık, varız, var olacağız!” şiarıyla yerimizi aldık ve bu var olma kavgasında eşit, özgür, sınıfsız ve sınırsız dünyayı devraldığımız mücadeleyle, kadın ellerimizle kuracağız!

Mirabeller’in kanat çırpışı bugün fırtınayı örgütlüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir