Birleşik Devrimci Parti MYK: UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ, HESAP SORACAĞIZ!

Ülke tarihinde yaşanmış en kanlı katliamlardan birisi olan Ankara Katliamı’nın üzerinden 3 yıl geçti.10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde düzenlenen ‘Barış, Emek ve Demokrasi’ mitinginde IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırı sonucu 103 kişi yaşamını yitirmiş onlarca kişi yaralanmıştır. Ankara katliamı, 6 Haziranda HDP’nin Diyarbakır mitingiyle başlayan, Suruç Katliamı ile devam eden, halkı ve devrimcileri hedef alan saldırı dizisinin önemli bir halkasını oluşturmuştur. Nitekim tüm saldırıların arkasında benzer kişilerin bulunuyor olması, bu bağlantının kanıtıdır. Katliam, Sarayın faşist kurumsallaşması sürecinde önemli bir köşe taşı niteliği taşıması bakımından önemli bir yer tutmaktadır.

Diyarbakır’la başlayan ve devam eden katliamlar, 7 Haziran sonrası HDP’nin barajı geçmesi sonrası toplumsal muhalefette başlayan güçlenme eğilimi sekteye uğratılarak ve ülkenin kanlı bir çatışma sürecine sürüklenmesini sağlamıştır. Şoven histerinin yükseldiği bu süreç kandan ve savaştan beslenen AKP iktidarının ergenekoncularla ittifak zeminini sağlamış 7 Haziranda sandıkta kaybeden Erdoğan’ın yeniden tek başına hükümet kurar hale gelmesini sağlamıştır. Süreç 16 Nisan ve 24 Haziran seçimleriyle ilerletilmiş, Faşizmin kurumsallaşması sağlanmıştır. 12 Eylül Askeri Diktatörlüğüne giden yol nasıl ki kontrgerilla eliyle gerçekleşen katliamlarla inşa edilmiş ise, Faşizmin kurumsallaşması da benzer katliamlarla gerçekleştirilmiştir. Bu durum IŞİD benzeri selefi örgütlerle devletin kurduğu ilişkilerin, sadece Suriye coğrafyası ile sınırlı olmayıp ülke içerisinde saldırılar organize edilmesini sağlayacak bir gelişkinliğe sahip olduğunu göstermektedir. Selefi yapılanmalar bir çeşit paramiliter karaktere bürünerek ülke içerisinde operasyonel bir araca dönüştürülmüştür.

Devletin selefi örgütlerle karmaşık ilişkileri Suriye iç savaşında başlamıştır.AKP Rojava’da gerçekleşen kahramanca direnişi yenilgiye uğratmak ve Kürt Halkı’nın kazanımlarını yok etmek adına bu kirli ilişkileri derinleştirmiştir. Kürt sorunu Türk Devleti’nin en temel sorunu olarak öne çıkmış, Kürt halkına karşı yürütülen düşmanca siyaset faşizmin kurumsallaşmasının en önemli kaldıracı haline gelmiştir. IŞİD’le kurulan kan kardeşliğinin birleştirici unsuru, Kürt Halkı’nın kazanımlarının yok edilmesi üzerinden sağlanan ittifak olmuştur. Diyarbakır, Suruç, Ankara ve sonrasında gerçekleşen katliamlar Rojava topraklarında IŞİD’e karşı yürütülen mücadelenin önemini ortaya çıkarmıştır. Bu katliamlar Türkiyeli enternasyonalist devrimcilerin IŞİD’e karşı Rojava topraklarında Kürt Özgürlük Hareketi ile omuz omuza ortaya koyduğu mücadelenin haklılığının ve ortaya konulan özverinin kavranması açısından da önemlidir. Onlar IŞİD’i kınamakla yetinmemiş, doğrudan IŞİD’e karşı, beslendiği coğrafyada Kürt Halkıyla omuz omuza savaşa girerek yapılması gerekeni yapmışlardır. Azizleşerek, Cemre olup toprağa düşmüş ve birleşik mücadelenin zaferini müjdelemiştir. 

3 yıl sonra Ankara Katliamı’nı anarken bütünsel bir özeleştiri görevi ile yüz yüze bulunulduğu gerçeği unutulmamalıdır. Hâlâ katliamın failleri yeterince ortaya çıkarılamamış ve dava sürüncemeye bırakılmışsa, bunda devrimci hareketlerin sorumluluk payı olduğu kabul edilmelidir. Ankara katliamı sonrası yaşanan süreç aynı zamanda devrimci hareketlere, yapılması gerekenleri yeniden bilince çıkarması gerektiğini hatırlatmıştır. Ne yazık ki katliam anı ve sonrasında gerekli militan tavır ortaya konulmamış, bütün gövdesiyle toplumsal muhalefetin geri çekilmesine yol açacak bir yas havasına girilmiştir. Bu yas görüntüsü, sonrasında devletin artan saldırılarının bir zemini haline gelmiştir. Yası değil, öfkeyi büyütme görevi olan devrimci hareketler bu görevi layıkıyla yerine getirememiştir.

Partimiz tüm sorumluluğunun bilinciyle Ankara katliamının 3. Yılında katliamı yapanların yaptıranların unutulmayacağını IŞİD’le nasıl mücadele edildiyse aynı şekilde destekçileriyle de mücadele edileceğini açıklar.

Devrimci Parti katliamlardan hesap sormak ve yeni katliamların gerçekleşmesini engellemek adına faşizme ve sermayeye karşı tüm devrimci güçleri omuz omuza birleşik bir mücadeleye çağırır.

BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ MYK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir