Devrimci Parti: Faşizmin tek tipine karşı her yerde, her alanda, her anda direniş!

FAŞİZMİN TEK TİPİNE KARŞI HER YERDE, HER ALANDA, HER ANDA DİRENİŞ!

“Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek dil” söylemlerini kendisine düstur edinen faşizm, yayınladığı 696 sayılı KHK ile, hapishanelerde de “tek tip kıyafet” dayatmasıyla yeni bir saldırıya geçtiğini ilan etti. İşçi sınıfına, emekçilere, Kürt halkına, Alevilere, kadınlara, doğaya ve bir bütün olarak tüm topluma ve toplumsal değerlere savaş açan Türk-Sünni-erkek karakterli faşist iktidar, OHAL KHK’sıyla yaptığı yıkım ve katliamlara bir yenisini daha eklemek için saldırıya geçti.

Çıkartılan tüm OHAL KHK’ları bir saldırı, kuşatma amacı taşıdığı gibi, bu KHK’larda da, başta hapishanelere baskı olmak üzere, yapılacak tüm toplumsal eylemlere, baskıların ve faşist paramiliter saldırıların da önünü açmakta, sivil faşist güçlere güvence ve talimat vermektedir.

12 Eylül faşist askeri darbesi sonrası ilk olarak Sultanahmet Hapishanesinde dayatılan tek tip elbiseler, tüm dayak ve işkencelere rağmen, yırtılarak direnişle karşılanmıştır. 1984 yılında Metris Askeri hapishanesinde, işkence, sevk zinciri ile tekrar uygulanmaya çalışılan tek tipe karşı Ölüm Oruçları başlamış ve direnişe Sağmalcılar Özel Tip hapishanesinde bulunan tutsakların da katılımıyla direniş yayılmıştır. Direnişlerle birlikte bir süre geri çekilen tek tip uygulaması, 1987’de tekrar gündeme getirilmiş ve yine direnişlerle püskürtülürken, yapılan eylemlerde hapishanelerle dayanışmanın simge ismi olan Didar Abla’mız TBMM önünde yapılan eylem sırasında hayatını kaybetmiştir. ANAP hükümetinin 1 Ağustos 1988 Genelgesiyle tekrardan uygulanmaya çalışılan tek tip saldırısı, hapishanelerde, binlerce tutsağın katıldığı direniş ve açlık grevleri ile tekrardan püskürtülerek engellenmiştir.

AKP-MHP-Ergenekon faşist iktidarı, ekonomik sıkışmayı, bölgesel gelişmelerin dışında kalıp yenildiğini gördükçe iktidarını sürdüremeyeceğini, yönetemeyeceğini daha fazla anlıyor, korkuları her gün artıyor. Tüm faşist iktidarlar gibi, iktidarını sürdürmenin tek yolu olarak vahşetini arttırmayı, yaymayı görüyor.

2000 yılı 19 Aralık tarihinde hapishanelerdeki tutsaklara yapılan “Hayata Dönüş” adlı katliam operasyonu öncesi, dönemin DSP-MHP-ANAP koalisyonunun Başbakanı Bülent Ecevit’in söylediği “Hapishaneler sorunu çözülmeden IMF reçetelerini uygulamamız mümkün değil” diyerek, hapishanelere yaklaşımın asıl amacını açıklamıştır. IMF ile yapılan anlaşmanın ülkeye getireceği ağır ekonomik şartlar nedeniyle, buna karşı çıkacak muhalefet odaklarının susturulması, bastırılması gerekiyordu.

Bugün de anlamalı ve bilmeliyiz ki; hapishanelere karşı girişilen bu saldırı, aslında, İşçi sınıfına, emekçilere, Kürtlere, Alevilere, kadınlara ve tüm toplumsal kesimlere karşı girişilen bir “tek tipleştirme”, “onursuzlaştırma”, “kişiliksizleştirme”, “sindirme” operasyonudur.

Bu nedenle;

Direniş mevzisi sadece hapishaneler olarak görülmemeli, tüm alanlar “tek tipleştirmeye” karşı direniş alanları haline getirilmelidir.

Tutsakların her koşul altında direneceğini biliyoruz, onlar üzerlerine düşen görevleri tarihsel deneyimlerimizin gücü ve inancıyla en üst seviyede yerine getireceklerdir. Asıl, bu saldırının, tüm topluma, toplumsal değerlere olduğunu bilen bizlerin direnişini yaratması ve büyütmesi, geldiğimiz nokta açısından önem taşımaktadır.

Faşizmin bu saldırılarını, bir kazanımmış gibi gösterilen, bizlere iltimas geçiliyormuş gibi tanınan alan ve imkânlarla yetinerek, sığınarak aşamayız. Tarihten aldığımız dersler ve meşruiyet ile direniş alan ve imkânlarını büyüterek, kendi meşru alan ve imkânlarımızı yaratarak, faşizme karşı direniş birlikteliklerini her yerde kurup geliştirerek saldırıları püskürtebiliriz.

Faşizmin en azgın saldırı ve katliamlarına karşı direnen, diz çökmeyen devrimci irade, bugün bir kez daha içeride dışarıda direnecek, diz çökmeyecektir.

Zafer Diz Çökmeyenlerin Olacaktır!

Devrimci İrade ve Onur Yenilemez!

Devrimci Parti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir